balikesirmeydan

Gırgıriye’de cümbüş var

Sıtkı Şeremetli

Gırgıriye’de cümbüş var

Altılı masanın çatlayan ayakları tutkal tutmamaya başladı. Defalarca toplanmalarına rağmen bir yol haritası çizemeyen genel başkanlar, bırakın vatandaşa güven sağlamayı, kendi içlerinde hakarete varan ‘Adamlık’ tartışmaları bile yaşamaya başladılar…

Gırgıriye'de cümbüş var

Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki kavgası, sınır ötesi mücadeleleri, dünya önündeki krizlerde sağladığı ara buluculuk vasıfları düşünüldüğünde, zillet partilerinin bırakın Türkiye’yi yönetmeyi, bakkal dükkânını bile işletemeyeceklerini düşündürecek olaylar yaşadık…

Tolga Polat / TÜRKGÜN

Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ın birbirlerine kin kusan ilişkisi iyice ayyuka çıktı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, parti kurma çalışmalarının hemen öncesinde Ali Babacan’a birlikte olma teklifi götürdüğü, ancak Abdullah Gül’ün bunu engellediği haberleriyle aralarındaki sürtüşmeler daha o günlerde ortaya çıkmıştı.

Ahmet Davutoğlu seçimlerde barajı geçemeyeceğini anlamış olacak ki, DEVA’ya yeni bir teklifle gitti. Millet İttifakı dışında, üçüncü bir ittifak olarak, Saadet Partisi’ni de içine katacakları üçlü bir oluşum için Babacan’ın kapısı çalındı. Ne olduysa, ondan sonra oldu.

Üçlü ittifak önerisi, DEVA’da 21 başkanlık üyesinin tamamı tarafından reddedildi. Ali Babacan’ın bunu duyurması üzerine Davutoğlu, “Bizlerle beraber olmanın nesi sizi rahatsız etti” sorusunu yöneltti. DEVA tartışmanın dozunu yükseltecek açıklamayı, “Alınganlık yapma” cevabıyla verdi. Gelecek Partisi yetkilileri ise “En büyük hata sizi adam yerine koyup bu teklifi götürenlerdedir” diyerek işi hakaret noktasına taşıdı.

Siyasi aldatmalar

DEVA ile Gelecek Partisi arasında yaşanan ‘Adamlık’ tartışmalarının, Kemal Kılıçdaroğlu’nun araya girmesiyle çözüldüğü söyleniyor ancak, iki partinin kurulduğu günden bu yana masa altında didişmesi ve vatandaşa anlaşmazlık izlenimi vermesi, İP ve CHP tarafında da huzursuzluk yaratmaya başladı. Saadet Partisi’nin kapalı kapılar ardında, içinde olduğu Millet İttifakı dışında bir oluşuma onay vermesi ise kulislerde siyasi aldatma olarak yorumlandı.

Temel Karamollaoğlu cephesinde en büyük handikap, 28 Şubat sürecinde yaşananların ardından CHP ve dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’le birlikte yol yürünmesi. Yeniden Refah Partisi’nin, oyların büyük bölümünü aldığı, böyle giderse partinin tabela partisine döneceği konuşuluyor. İttifakın en küçük partisi DP’nin ise, yakın geçmişte Gelecek ve DEVA için, “Türk milletinin cumhurbaşkanı adayı ile ilgili beklentisinin 3 ölçüsü var; 20 yıllık AK Parti döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” sözleri kullanması ve masada birlikte oturduğu Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu’nu suçlaması büyük krize neden olmuştu.

Altılı masanın dört genel başkanında durum böyle. Peki diğerleri?

‘Görmedim, duymadım, bilmiyorum’

Siyasette üç maymunu oynayan Meral Akşener, suya sabuna dokunmaz bir anlayış ile yoluna devam ediyor. 2012’de “Elimizi taşın altına sokarak Apoyu ev hapsine yollayacağız”, 2015’te ise “Türkiye’ye barış gelecekse Leyla Zana olmadan olmaz” twitleriyle gerçek kimliğini ortaya koyan LGBT sever Bahadır Erdem’i, Hukuk ve Adalet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak İP’te konumlandırdı. Türk milliyetçisi siyasetçileri partiden bir bir uzaklaştıran ve hiçbir açıklamasıyla gündem yaratamayan Akşener’in son icraatı ise partililerin sevdiği bir isim, Yavuz Ağıralioğlu’nu Başkanlık Divanından alması olmuştu.

Akşener, Kılıçdaroğlu’na güvenmiyor

Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için yaptığı ısrarlara, medya üzerinden “Silik bir cumhurbaşkanı olmalı” diyerek cevap veren Meral Akşener’in, birlikte yöneteceğiz dediği ittifakın en güçlü partisinin genel başkanını yok sayması CHP’liler tarafından öfkeyle karşılanıyor. “Ben başbakan olacağım” diyen Akşener için CHP kulislerinde, “En çok oyu olan CHP. Akşener neyine güveniyor da cumhurbaşkanlığı makamına bizi layık görmezken, kendini başbakan olarak atıyor” şeklinde yorumlar çıksa da, İP Genel Başkanı’nı ikna edebileceğini düşünen Kılıçdaroğlu bu konudaki sessizliğini koruyor.

Selahattin Demirtaş sevgisi

Meral Akşener ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaseten anlaşabildiği tek nokta Selahattin Demirtaş. Kılıçdaroğlu, binlerce şehidimizin katili Abdullah Öcalan’ın heykelini dikme hayali olan Selahattin Demirtaş için özgürlük vaadinde bulunurken, Demirtaş’ın kahvaltı teklifine Akşener’in onay vermesi oldukça tepki görmüştü. Demirtaş, “Ben dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim” açıklamasına Akşener’in, “Kan davalınız dahi olsa içeri alırsınız” sözlerine şehit aileleri sert sözlerle cevap vermişti. Şehit aileleri demişken, Meral Akşener’in şehit abisine küfreden İP Milletvekili Lütfü Türkkan’a sahip çıkması ise hâlâ hafızalarda…

Herkes birbirini aldatıyor

Bakmayın siz küçük dört genel başkanın adaylıkla ilgili açıklamalarına. Masanın karar mercii Akşener ile Kılıçdaroğlu. Bugüne kadar adayın açıklanmaması da bu durumla ilgili. Akşener’in bu konuda Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı öne çıkaran birkaç girişimi oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun defalarca “Belediye Başkanlarımız görevlerinde kalacak” açıklaması yapmasına rağmen, Akşener önce İmamoğlu’nu Fatih Sultan Mehmet’e benzetmiş, ardından ablasından bir anekdot aktararak, “Ablam bana ‘Ekrem kardeşimin yüzünde Rabbi Yessir gördüm’ dedi” açıklaması yapmıştı. İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu tarafından çizik yemesi üzerine ibreyi Mansur Yavaş’a döndüren Akşener, divanda bu konuda olumlu görüşler aldı. Hâlâ partideki kişilerle bağlantısı bulunan Ümit Özdağ’ın, Akşener’in Mansur Yavaş’ı önereceğini öğrenmesiyle, cumhurbaşkanlığı adaylığı için masaya ‘Yavaş’ kartını sürmüştü. Akşener, Kılıçdaroğlu ile Yavaş arasında kalmış, masanın dağılmaması için Mansur Yavaş ismini gündeme getirememişti.

Siyaseten ortak noktada bir türlü buluşamayan CHP ile İP’in icraatlarından biri de tezkere meselesiydi. TBMM’de görüşülen tezkere görüşmelerinde CHP ile uyuşamayan İP, tezkereye evet derken, HDP’nin dümeninde yola devam eden CHP, hayır oyu kullanmıştı.

Nerede kaldı namus?

Peki Kemal Kılıçdaroğlu cümbüşün neresinde? Geceliği 100 bin liralık otelden tencere-tava siyaseti yapan Kılıçdaroğlu’na vatandaş ne kadar güveniyor? Her tarafa pembe düşler dağıtan, uzatılan kanlı ellere oy için gül veren Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüttüğü politikalar, Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak cinsten. Kazandığı belediyelerin kirli HDP iş birlikleri bir tarafa, genel başkanlarının “Belediye başkanlarım tek bir işçi çıkarmayacak, namus sözü” demesine rağmen, CHP’li belediyelerde tam bir işçi kıyımı yaşanmış, yüz binlerce kişi kovulmuş, Kılıçdaroğlu’nun namusu kendi belediye başkanları tarafından çiğnenmişti. “Hangi sözüne inancağız” dedirten CHP Genel Başkanı, gece yatarken aklına gelen vaadi sabah uyandığında önünü arkasını düşünmeden millete sunuyor.

Ancak son zamanlarda siyasi taktiğini kurnazca değiştirmişe de benziyor. Muhalif gazetecilerden Özlem Gürses, bürokrasiden CHP’ye bilgi sızdırıldığını ifade ederek, Kılıçdaroğlu’nun, AK Parti’nin atacağı bazı adımları önceden haber alarak gündem yarattığını bildirdi. AK Parti’nin, vatandaşın ekonomide yaşadığı sıkıntılara karşın çözüm adına başlattığı çalışmaları önceden öğrenen Kılıçdaroğlu’nun, ilgili konuyu gündeme getirip, ardından “Ben dedim oldu” demeye başladığını kaydeden gazeteci Gürses, KYK borçlarının faizlerinin silinmesi konusunda, Kılıçdaroğlu’nun bu şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan rol kaptığını dile getirdi.

Sorumlu siyasetçi anlayışından uzak Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 1,6 litrenin altındaki araçlardan alınan ÖTV’yi mevcut oranın dörtte birine çekme vaadini vermesi ve devamında vatandaşa, “Biz iktidara gelene kadar araba almayın” diyerek seslenmesi otomobil satıcılarını öfkelendirdi. ÖTV vaadi sonrasında araba satışları bıçak gibi kesildi. 30 yıldır İstanbul’da oto galerici olduklarını belirten Selman Altın, Kılıçdaroğlu’nun “Otomobil almayın” diyerek ne yapmaya çalıştığını anlamadıklarını söyledi. Otomobil satışlarından doğrudan ve dolaylı yönden yüz binlerce vatandaşın geçimini sağladığını bildiren Altın, “Açıklamanın ardından işlerde ciddi oranda azalma oldu. Sorumsuz bir açıklama oldu. Seçimlerin yapılmasına daha bir sene var. Kılıçdaroğlu seçilse bile bu vaadini gerçekleştirmesi için bir süreye ihtiyacı var. Nereden baksan 2 sene. Şimdiden böyle bir söz söylemesi otomobil piyasasını altüst etti” diye konuştu.

Zikzaklarla dolu siyaset

Yabancı ülke büyükelçilerine dahi Türkiye’yi şikâyet etmekten geri durmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, yabancıya “Türkiye’ye yatırım yapmayın”, vatandaşa “Otomobil almayın” mesajları vermesi, öğlen yediğini akşam unuturcasına davranması, aslında CHP Genel Başkanı’nın kendi dirayetiyle değil, ajansların yönlendirmesiyle hareket ettiğinin ve bu sebeple siyasi çizgisinin zikzaklarla dolu olduğunun göstergesi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ