Bazı insanların hayatımıza bıraktığı cümleler vardır; söylendiği anda sıradan gelir ama yıllar geçtikçe insan o cümlenin ne kadar doğru olduğunu anlar.
Çok kıymetli dostum Altan Yeterler’in bana zaman zaman söylediği bir söz vardır:
“İsmail, kendin için eğlen.”
İlk duyduğumda basit bir cümle gibi gelmişti. Sonra düşündüm…
Biz çoğu zaman başkaları için yaşıyoruz. Bir davete gidiyoruz, kim geldi diye bakıyoruz. Bir sofraya oturuyoruz, telefon elimizde. Bir güzel gün yaşıyoruz, onu yaşamaktan çok göstermeye çalışıyoruz. Bir başarı elde ediyoruz, sevincini hissetmeden kimin fark ettiğini düşünüyoruz.
Hatta bazen eğlenirken bile gerçekten eğlenmiyoruz.
Gülüyoruz ama aklımız başka yerde. Şarkı çalıyor ama biz o şarkının içinde değiliz. Dostlarımız yanımızda ama zihnimiz yarının telaşında.
İşte Altan’ın o sözü tam burada karşıma çıkıyor:
“Kendin için eğlen.”
Yani kimseye göstermek için değil…
Kimse beğensin diye değil…
Birilerine bir şey ispat etmek için hiç değil.
O an güzelse, güzel olduğu için yaşa.
Bir şarkıyı seviyorsan söyle.
Dans etmek istiyorsan kalk.
Dostunun yanında mutluysan bunu hisset.
Güzel bir sofradaysan yemeğin, sohbetin, kahkahanın tadını çıkar.
Çünkü bazı anlar tekrar gelmiyor.
Ben yıllardır sahnedeyim. İnsanları eğlendirmek, güzel vakit geçirmelerini sağlamak mesleğimin de bir parçası. Ama insan bazen başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendi mutluluğunu unutabiliyor.
Belki de bu yüzden Altan’ın bu cümlesi bana daha çok dokunuyor.
Başkalarına güzel bir gece yaşatırken, sen de o gecenin içinde ol.
Hayat yalnızca sorumluluklardan oluşmuyor. Hepimizin işleri, mücadeleleri, hesapları, dertleri var. Fakat hayatın arasına biraz neşe koymazsak, yıllar geçip gittiğinde geriye yalnızca yaptıklarımız kalıyor; yaşadıklarımız değil.
“Kendin için eğlenmek” bencillik de değil aslında.
Tam tersine…
Kendi içinde huzurlu olan insanın başkasına verecek daha çok sevgisi oluyor. Kendi neşesini kaybetmeyen insan, çevresine de ışık taşıyor.
Yaş aldıkça şunu daha iyi anlıyorum:
Hayatın bütün güzel anlarını ileride yaşamak üzere ertelememek gerekiyor.
“Bir gün rahatlayınca…”
“İşler bitince…”
“Şu mesele hallolunca…”
derken ömür beklemiyor.
O yüzden sevgili dostum Altan’ın bu sözüne artık başka türlü bakıyorum.
Bir gün güzel bir yerdeyseniz, sevdiğiniz insanlar yanınızdaysa, güzel bir şarkı çalıyorsa…
Bir an için dünyayı dışarıda bırakın.
Kendiniz için gülün.
Kendiniz için dinleyin.
Kendiniz için yaşayın.
Ve bazen, sadece kendiniz için eğlenin.
Çünkü hayatın bazı güzellikleri seyredilmek için değil, yaşanmak için var…

